Türkçe | Français

“Devletin dini adalettir” dedi Cumhurbaşkanı. Migren gibi, diş ağrısı gibi geldi bu cümle. Dudak uçukladı. Kısa süreli şaşkınlıktan sonra bir koşu başucumdaki sözlüğe baktım; Adalet de doğru bildiğimiz yanlışlardan olmasın?

Adalet sözlükte, “yasalarla sahip olunan hakların herkes tarafından kullanılmasının sağlanması, hak ve hukuka uygunluk, hakkı gözetme” şeklinde tanımlanıyor. Katılmamak mümkün değil. Gel gelelim, kitabi sözlerin pratiğe kağıt üzerindeki gibi geçmediğini her birimiz yaşayarak öğreniyoruz ve elbette dünyanın herhangi bir yerinde o ülkede yaşayan bütün insanların tatmin olduğu bir adalet sistemi de yoktur. Yaşama farklı pencerelerden bakıyor oluşumuz, adalete farklı anlamlar yüklememize beşiklik eder. Ama bu kadar da değil. Makas bu denli açık olursa, burada bir bit yeniği vardır.

Kıt kanaat bilgimle hukukçuluğa soyunacak değilim. Zaten buna ne yeterli ne yetkiliyim. Ama bazen duyduğunuz kimi sözler sizi dile getirir. Meclis ve mahkeme duvarlarında “Adalet mülkün temelidir” diye yazılan bir ülkede nasıl olur da katışıksız bir adaletsizlik fotoğrafının üzerine böyle konfeti yağdırılır? İnsanın aklı havsalası almıyor. Yoksa adaletin habire kalın puntolarla vurgulanması onun yokluğuna mı delalettir? Öyle derler. Ben milletin yalancısıyım.

Hafızamda arkeolojik bir kazı yapacak olsam, Cumhurbaşkanı’nın “Geciken adalet, adalet değildir” sözünü de kolayca anımsarım. Mühim olan adet yerini bulsun diye söylenegelen sözler değil, adaletin yerini bulması. Yoksa, ülkemizde sayısız insan, o kadar uzun zamandır adalet için çırpınıyor ki handiyse sinekkuşuna döndüler! Adalet bir ömür törpüsü oldu. Hacısı hocası alınmasın ancak ülkemizde adaletin yüzünü gören cennetlik. Hem Emine Şenyaşar, tırnakları ile kazdığı toprağın altında bile bulamadı. Yeryüzünde ne gezer!

Kalemimizi bir hukukçuya devretsek, “üstünlerin hukuku egemen, keyfi kararlar kanun mahiyetinde, yargı ve siyaset iç içe girdi, alt mahkemeler üst mahkemeleri kaale almıyor, yargıçlar bile ‘başıma ne gelir?’ kaygısından dolayı siyasi otoritenin güdümünden çıkamıyor, bırakın göz bağcıklarını çıkarmalarını, kimileri artık düpedüz ve güpegündüz siyasi gözlüklerle duruşmaları sözümona ‘görüyor’, siyasi saiklerin pençesindeki yargı tarafsız-bağımsız olamaz, yapısal sorunların da bini bir paraya” der. Düşünün ki binlerce insan siyasi gerekçelerle tutuklu olsun ve bu insanlara çekirdek çitler gibi kolayca ağır cezalar veren hakim ve savcılar terörden hapiste olsun. Üstelik terörden içerde olan hakim ve savcıların bu haksız hukuksuz kararları bozulmasın! Akıl erdiren beri gelsin. Hani eski Roma’dan beri “şüpheden sanık yararlanır” ilkesi vardır ya, işte düşünün ki suçun değil, masumiyetin kanıtlanmak zorunda olduğu bir yargılama düsturu var. Düşünün ki “adalet” diye bağıranın bile kapısı, sabahın beşinde koçbaşı ile dövülüp kırılabiliyor. Sormak lazım, “böyle bir devletin dini de adalet midir?” Yargıçların erk sahibinin iki dudağının arasından çıkan sözlerin icraatçısı olduğu bir ülkenin dini nedir acaba?

Yazı bitimine doğru ülkemiz Cumhurbaşkanı’nın “Daha Adil bir Dünya Mümkün” kitabının çıktığını hasbelkader TV’den öğrendik. Kitap adının söylenişi bile insana huzur veriyor, tahayyül etmek bile insanı sevindirik ediyor. Dünya gözüyle söz ve eylem arasında bir insicam görsek ya! Yazık ki söylemler hep vitrin süsü. Ülkemizin adalet fotoğrafı insanın burnunun direğini sızlatıyor. Ne yazık ki adaletin dalgaları bile ülkenin kıyılarına vurmuyor. Yurdum insanı aslını gecikenini bırakmış, müsveddesine bile razı olacak düzeyde. Zira adaleti hepten uhrevi bir şey zanneder oldu.

Kibar Feyzo aramızda olsaydı, “devletin dini adalettir” sözlerine karşılık “ağam bizimle eğleniy” derdi. Bari Banksy bu işe el atsa…

Van cezaevi, 5 Eylül 2021, Kedistan için.
Nedim Türfent

Nedim ve koğuş arkadaşlarına destek olmak, yazmak isterseniz:

#PENwrites kampanyası için English PEN tarafından hazılanan bu sayfaya  ulaşarak, birkaç tıkla mesaj gönderebilirsiniz.

Ya da, elbette ki, mektuplarınızı ve kartlarınızı posta ile gönderebilirsiniz. İşte adresi:

Nedim Türfent
Van Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumu
A-44
VAN – TÜRKİYE


Kedistan’ın tüm yayınlarını, yazar ve çevirmenlerin emeğine saygı göstererek, kaynak ve link vererek paylaşabilirisiniz. Teşekkürler.
Nedim Türfent
Auteur, membre d'honneur de Kedistan
Journaliste, correspondant de DIHA, en prison depuis 2016. Membre honorifique du English PEN