Türkçe | Français | English

Yalnız Türkiye’de değil, hemen her yerde yaşanan örnekleri de içine alabilecek, doğruların adını koyup altını çizen, yürekten bir haykırış, yine Rabia Mine‘den.

 

Bizim evimiz yok!

Defne Samyeli Hanfendi bir röportajlarında şöyle buyurmuşlar, “Natürel seleksiyon (Doğal Seçilim) diye bir gerçek var. Aramızdaki zayıfları alıp götürecek… Bunlar bu hayatın döngüsü….. Çok şükür benim ormanın içinde villam var, sağlıklı besleniyorum, koşuyorum bla bla bla bla… Evde kalın!”

İyi mok yiyorsun! Yetmemiş, biraz daha hava ataydın. Ulan; doğadan kopmuş ve de kopmakla da yetinmeyip onu bitirmiş bir canlının ‘Doğal Seçilim’i mi olur? Senin “güç” dediğin şey, bugün sadece paradır! Yaşlının da hastanın da gencin de sağlıklının da sadece parası olanı hayatta ve ayakta kalacak. Sen zannediyor musun ki bu salgında sadece virüs kapanlar yaşamını kaybedecek? Hayır efendim! Corona’nın öldürdüğünden çok daha fazla insan -isterse ormanda on kaplan gücünde olsun- açlıktan, sefaletin getirdiği başka başka hastalıklardan ve bir kuru ekmek için birbirini kırmaktan ölecek! Daha film başlamadı bile lan! Daha jenerik geçiyor!

Bir sürü ünlü bozuntusu, güya sosyal mesaj vermek adına ultra lüks evlerinden yayın yaparak millete, “EVDE KALIN!” diyor.

Agam bizimle eyleniy!

Olur, evde kalayım agam da; hangi evde, nasıl kalayım? Ellerin memleketlerinde kira da dahil, bütün elektrik, doğalgaz, su faturaları Eylül’e Ekim’e kadar ertelendi; insanlara para yardımı yapılıyor; bizim dövlet böyyüklerimiz ise yardım için uzanan ellerimize sadece tuvalet bekçisi gibi kolonya dökmekle yetiniyor ve bizi Allah’a havale ediyor. “Bu zorunlu ev hapsinde bol bol düzüşüp doğurun,” dedikten sonra peçete uzatmadıkları kaldı. Eee, ben o kolonyayla mı çocuk besleyecek; kiramı, faturalarımı ödeyip, ailemi doyuracağım? Belki de kafaya dikip kestirmeden intihar etmemiz için veriyorlardır o dandik şeyleri kim bilir.

Habire evde kalın, evde kalın! Zıkkımın dibi! Hangi ev lan! Bu ülkenin yarısını, bir gün çalışmazsa aç kalacak insanlar oluşturuyor. Bu ülke insanının çoğunluğu, iki ay kira ödemezse sokağa düşecek yoksullardan meydana geliyor. Siz mi vereceksiniz bizim aşımızı? Siz mi ödeyeceksiniz kiralarımızı, faturalarımızı? Hangi evde, nasıl kalmamızdan bahsediyorsunuz? Biz açlıkla boğuşurken, faturalarını ödeyemeyenlerimizin elektriklerini kesmeye başladı bile dövlet, bu kışta kıyamette…

Biz evde kalırsak Corona’dan önce açlıktan ölürüz lan Allah’sız kitapsızlar! Hoş, sokağa çıksak ne fayda! Bizim gibilerin bütün ekmek kapıları kapandı! Bizler simitçilerdik, midyecilerdik, ayakkabı boyacılarıydık; köylerimizi, kentlerimizi yakıp yıkarak Batı’ya sürgün ettiğiniz garsonlardık; boğaz tokluğuna bütün beğenmediğiniz ve de pis işleri yapan mülteciler, kaderi lumpen patronlarının iki dudağının arasında olan kıytırık özel sektör çalışanlarıydık! En iyi durumda olanlarımız küçük esnaflar, çoğumuz, normal zamanda bile yanımızdan geçerken yüzünüzü buruşturduğunuz garibanlardık! Artık günlük rızkımızı bile çıkarabileceğimiz bir işimiz yok! Hangi evde kalmamızdan bahsediyorsunuz lan evi yıkılasıcalar, hangi evde!

Doğal Seçilim’miş! Pöh! Ne Doğal Seçilim’i, SEÇİM lan bu SEÇİM! Açgözlü ve zalim olmayı seçenlerin yarattığı, en vahşisinden yeni dünya düzeni! Tamam doktorlar desin, tamam sağlık çalışanları desin; ama siz demeyin lan bize “Evde Kalın” diye arsızlar… Mikiniz taşşağınıza denk yayıla yayıla yayın yaptığınız, röportaj verdiğiniz saraylarınızdan alay eder gibi “Evde Kalın” demeyin bize!

Bizim evimiz yok!

Rabia Mine


 

Rabia Mine

Yazar, şair, insan hakları koruyucusu aktivist. “Külden” adli bir şiir kitabı var (2014).
İstanbul Üniversite’sinde Hukuk, Mimar Sinan Üniversite’sinde sinema televizyon eğitimi aldı. Yapımcılık, metin yazarlığı, bağımsız redaktörlük yaptı.

Kedistan’ın tüm yayınlarını, yazar ve çevirmenlerin emeğine saygı göstererek, kaynak ve link vererek paylaşabilirisiniz. Teşekkürler.