İsrail’in Türkiye Büyükelçisini büyüten Kürt kızı Fatma

kurde kürt

Kemalist Türkiye “kalıpları” ile yazılan kürt sürgün tarihinden bir kesit.

Bu yazının amacı, İsrail’in eski Türkiye Büyükelçisinden bahsetmek değil, ezilen halkların kaderinin, tarih boyunca hem coğrafyada hem de insan ilişkilerinde kesişebildiğini, tanıklıklarla göstermektir… Bahis konusu diplomatın kişisel yaşam deneyiminin Filistin sorunu konusunda daha ince bir anlayış için ilham verici olması beklenirdi, ancak bugün videoları da bulunan konuşmalarında gözlenebileceği gibi, İsrail hükümetinin “dışlayıcı” çizgisinde olduğu görülüyor.

2012 yılında, gönderilmiş eski sürgün kürtleri bulabilmek için Ege bölgesini bir yolculuk düzenlemiştim. Bu gezi sırasında, Mustafa Erşahin benimle iletişime geçti. Bu yazıyı zenginleştiren fotoğraf ve ayrıntılar onun ailesinden gelmektedir.

Sürgüne giden uzun yol

1926 yılının Şubat’ında 72 kişilik aile tek sıra halinde, at sırtında Van’dan yola çıkarıldığında; Vanlı Cemal Taylan’ın anlatımına göre kafilenin uzunluğu 1 km’yi buluyordu.

Kafilenin en önünde Van Müftüsü Şeyh Masum Efendi ve Bediüzzaman Mela Said-i Kürdi gidiyordu. Kafilede ayrıca eski Hamidiye Alayları Kuzey Saha Komutanı Haydaranlı Kör Hüseyin Paşa ve bütün çocukları, Hoytili Musa Bey, Şeyh Fehim Arvasi, Bruki Aşireti’nin önde gelenlerinden Kinyas Kartal da bulunmaktaydı. Askerler eşliğinde, at sırtında ve yaya yola çıkarılan bu kafilenin tek ‘suçu’ Şeyh Sait İsyanı’na destek vermemektir. Sürgüne gönderilen bu kafileden hiç kimse, bir yıl önce gerçekleşen Şeyh Sait İsyanı’na destek vermemiş, hepsi tarafsız kalmayı yeğlemişti. Genç Kemalist rejim de onları sürgün ile ödüllendiriyordu. Horasan yakınlarında Şeyh Masum Efendi’nin bilekleri kelepçelerden dolayı morarır. Kelepçenin gevşetilmesini isteyen Şeyh Masum Efendi’ ye bir jandarma tekme atar. Çamura bulanan Şeyh Masum Efendi’nin yüzünü az sonra mola verdikleri bir çeşme başında Bediüzzaman Mela Said-i Kürdi yıkar. Hasankale’de (Pasinler) kendisine sunulan bir kase yoğurdu niçin yemediğini yıllar sonra açıklayacaktı Said-i Kürdi : “72 aile aç iken ben bu yoğurdu yiyemem.”

Bütün bunların tanığı, Kör Hüseyin Paşa’nın Konya- Akşehir’e sürgün edilen ve bir daha Kürdistan’a dönemeyen Haydar Bey’dir.

“Babana söyle bize yapılan muamelenin sevabını istemesin !”

Bediüzzaman Mela Said-i Kürdi, Van’ın Erek Dağı’ndaki medresede ders verirken bir gün Kör Hüseyin Paşa çıkagelir. Kürdistan diken üzerindedir. Şeyh Sait kıyamı nedeniyle Kemalist rejim şehirleri yakıp yıkmakta, katliam üstüne katliam yapmaktadır. Kendisi ayrıca “Azadi” (Cemiyeta Azadîya Kurdîstan) örgütünün Patnos sorumlusudur. Kıyama katılması için kendisine çağrıda bulunulmuştur. Şimdi Bediüzzaman Mela Said-i Kürdi’den icazet alması gerekiyordu. Bediüzzaman Mela Said-i Kürdi ise üç defa “Paşa kan dökme!” diye telkinde bulunur. Paşa buna karşılık ; “Ama aşiretim ‘Paşa korktu.’ diyecek”. Der. Bediüzzaman Mela Said-i Kürdi de ; “Olsun, desinler. ‘Kan döktü’ demesinler” diye cevap verir.

Bu diyalogların tanığı ise, o zaman üstadın öğrencisi olan Mela Hamit’tir.

Sonuç olarak Bediüzzaman Mela Said-i Kürdi’den isyan iznini alamayan Kör Hüseyin Paşa, isyan süresince tarafsız kalmayı yeğler. Hatta birkaç stratejik noktada isyancılara zorluk da çıkarır; Yine de sürülmekten kurtulamaz… Horasan (Erzurum) yakınlarında Bediüzzaman Mela Said-i Kürdi, Kör Hüseyin Paşa’nın oğlu Haydar Süphandağ’ı yanına çağırır ve şöyle der: “Babana söyle bize yapılan muamelenin sevabını istemesin. İnşallah Sahabe-i Kiram’ın emrini alır. Ben bey idim, ağa idim demesin. Çalışsın, ırgatlık etsin, amelelik etsin. Ekmeğini çıkarsın. Kimseye muhtaç olmasın.” Bediüzzaman Mela Said-i Kürdi, bilindiği üzere Isparta’ya Kör Hüseyin Paşa, Antalya’ya sürülür. Paşa’nın akrabaları, yani Haydaran’lı 80 kişilik bir grup yoluna devam eder. İsrail’in eski Türkiye büyükelçisi Gabi Levy’i büyüten Kürt Fatma’nın hikayesi de bundan sonra başlar.

Bergama’nın Yahudileri ve Gavur Mahallesi’nin Kürtleri

bergama-van-carteVan’dan yola çıkan 72 ailelik kafileden, 80 kişilik bir grup, -ki hepsi de Kör Hüseyin Paşa’nın akrabasıdır- bir yüzbaşı eşliğinde Bergama’ya (İzmir) getirilir. Bu 80 kişilik grupta, Fatma ve ailesi de vardır. Babası, Patnos’tan Haydaranlı Hüseyin, annesi Halime… 80 kişiyi Bergama’da İskân Komisyonu’na teslim eden yüzbaşı, teslim ettiğine dair evrakı da imzalattıktan sonra geri gider.

Dönemin Bergama’sında Yahudiler ve Rumlar yaşamakta iken, Yunanlarla yapılan savaştan sonra Bergama Rumları, Sarp Dere, Kozak Yolu denilen mıntıkalarda hep katledilirler. Bergama Kalesi civarında, Müslümanların “Gâvur Mahallesi” dediği yerde Yahudiler artık Rum komşuları olmadan yaşamaya başlarlar. Sürgün edilen bu 80 kişilik kürt kafilesi işte katledilen Rum’ların boş olan evlerine yerleştirilir. Böylece Yahudiler ve Kürtler komşu olurlar. Fatma’nın kardeşleri Ferit, Hasan, Cemil, annesi Halime ve Babası Hüseyin, burada Müslüman ağaların tarlalarında uzunca süre ırgat olarak çalışır. Sürgün Kürtlerden bir kesimin yaptığı iş ise ilginçtir. Bilindiği üzere Bergama altın yatakları ile bilinir. Sürgün Kürtler, burada uzunca bir süre ellerinde eleklerle dere yataklarında kum eleyerek buldukları altın parçacıklarıyla geçinirler. Birkaç yıl sonra bir af (Bu 1928 affı, devam eden Ağrı İsyanı’nın bitmesi için, sürgündeki Kürtlerin Kürdistan’a geri dönebileceklerini içerir.) çıktığı halde Bergama’daki Kürtler, Kürdistan’a dönmezler ya da dönemezler. Sürgün yaşamına ayak uydurmaya çalışan Fatma’nın ailesi “Soyadı Kanunu” ile “Erşahin” soy ismini alır. Diğer aileler de farklı soy isimler alır. Fatma’nın babası Hüseyin erken yaşlarda ölür. Bundan sonra onlara annesi Halime bakar. Yardımseverliği ile tanınan Halime, Yahudi komşuları tarafından çok sevilir. Örneğin Yahudi’ler Cumartesi günleri ateşi ellemedikleri için, ocaklarını ve tandırlarını hep halime yakar. Oğlu Ferit de Yahudi’lerin yanında çalışır ve ticaret öğrenir.

Gavur Mahallesi’nde oturan Yahudi ailelerinden biri de Hayim Esmersoy’un ailesidir.. Eşi Kadin ile, ikisi de çalıştıkları için daha çocuk olan oğulları Gabby evde yalnız kalıyordu.Esmersoy ailesi Fatma’yı Gabby’e bakıcı tutar. Fatma, Gabby’e senelerce bakar. İsrail devleti kurulduğunda da 1949 yılında Gabby’nin ailesi de çoğu Yahudi aile gibi İsrail’e göç eder. İsrail’de Levy soy ismini alan Gabby, bir gün diplomat olarak Türkiye’ye tekrar dönecektir.

Première génération de la famille kurde Erşahin, dans un mariage. Fatma se trouve à gauche, près de sa fille Hülya. İlk kuşak Kürt Erşahin ailesi bir düğünde. Solda Fatma ve kızı Hülya.
İlk kuşak Kürt Erşahin ailesi bir düğünde. Solda Fatma ve kızı Hülya.
Hasan Erşahin ve eşi

 

“Nerdesin Fatma?”

Gabby Levy

Gabby Levy’in ailesi gibi bütün Yahudiler Bergama’dan gittikten sonra Kürtler Gavur Mahallesi’nde yaşamlarına devam ederler. Fatma, Haymana yöresinden gelip Bergama’ya yerleşen Osman adında bir Kürt ile evlenir. Kardeşlerinden Hasan, Havacı Astsubay olur. Diğer kardeşi de kamyon şoförlüğüne başlar.Bergama’daki 80 kişilik sürgün Kürt kafilesinden bazıları zamanla Bergama’dan ayrılır. Kürtler de Yahudiler gibi Gavur Mahallesi’nin tamamen terk ederler. Kürtler arası diyalog da gün geçtikçe zayıflar. Erşahin ailesi de diğer kürt aileler gibi başka illere dağılır. Fatma Bergama’da kalır ve evlendikten sonra “Demirci” soyadını alır. Yusuf ve Hülya adında iki de çocuğu olur.

Levy 1989’da, Türkiye’ye babasıyla, vatandaşlıktan çıkmak için gelir. İstanbul’a başkonsolos olarak atandığında, Türkiye’de doğan herkes gibi Türk vatandaşı olduğunu öğrenir. Ancak Türkiye o dönemde, çifte vatandaşlığı olan diplomatları kabul etmediği için, görevine başlayamaz. Levy Türk vatandaşlığından çıkar. Babasının telkiniyle Fatma’yı bulmak için Bergama’ya giderler. Burada Fatma’yı bulan Gabby’in ağzından dökülen ilk cümle “Nerdesin Fatma!” olur. Kendi deyimiyle “garip bir hisse” kapılır: “60 yaşında çarşaflı kıyafetleri içinde Fatma’yı bulduk. Fotoğraflarını çektim. O, oğlu, babam ve kızlarım. Haliyle tanıyamadım onu ama çok tuhaf duygular içersindeydi. Tam bir film gibiydi.”

2006’da Türkiye’ye Büyükelçi olarak atanan Gabby, son Türkiye-İsrail krizine kadar görevinde kaldı (2011). Türkiye’ye geldiğinde Fatma’nın öldüğünü duyan Gabby’i Nisan 2008’deki son Bergama gezisinde Fatma’nın kızı Hülya karşılar. Bergama sokaklarını dolaşan Gabby, doğduğu Gavur Mahallesi’ne uğramayı da ihmal etmez. İsmi Turabey Mahallesi olarak değiştirilen Gâvur Mahallesi’nde şimdi ne Yahudiler yaşıyor ne de Kürtler. Mahallenin yeni sakinleri, Kürtler ve Yahudiler gibi bir diğer “Öteki” Romanlar… Yani Sünni, Türk, kemalist öğretinin deyimiyle “Çingeneler”, bu gün Bergama’da, “Gâvur” Mahallesinde yaşama tutunmaya çalışıyorlar.

patnos-hayderan-halime-kurdes-deportation-bergama
Sürgün kafilesinde yer alan Patnos’lu Hayderan aşiretinden Halime ve oğulları Bergama’da.

Yazının Fransızcası için buraya tıklayınız


Traductions & rédaction par Kedistan. | Vous pouvez utiliser, partager les articles et les traductions de Kedistan en précisant la source et en ajoutant un lien afin de respecter le travail des auteur(e)s et traductrices/teurs. Merci.
Kedistan’ın tüm yayınlarını, yazar ve çevirmenlerin emeğine saygı göstererek, kaynak ve link vererek paylaşabilirisiniz. Teşekkürler.
Sedat Ulugana
Auteur | Yazar

Chercheur en Sciences sociales, Histoire et Civilisations - EHESS
Araştırmacı, Sosyal Bilimler, Tarih ve Medeniyetler – EHESS
Sedat Ulugana

About Sedat Ulugana

Auteur | Yazar Chercheur en Sciences sociales, Histoire et Civilisations - EHESS Araştırmacı, Sosyal Bilimler, Tarih ve Medeniyetler – EHESS